Yeni düzende girişimcilik

 

COVID-19 pandemisi tüm girişimcilere pek çok şey öğretti. Bu süreçte mental bakımdan yeterince dayanıklı olmayan, ürünleri benzersiz bir fark sunmayan ve çevreye duyarlı olmayan girişimcilerin işleri ya kapandı ya da Tokyo Üniversitesi’nde “Zombifikasyon” alanında uzman ekonomi profesörü Hoshi Takeo’nun söylemiyle birer “yaşayan ölüye” dönüştüler.

The Economist'e göre İngiltere tüm iş gücünün %3’ünü temsil eden 1 milyon dolayındaki şirkete pandemi sonrası süreçte var olmayacaklarını bildiği halde 2020 yılında 1 milyar Paund civarında destek dağıttı. FED trilyonlarca dolar para basarak bunları dip faiz oranlarıyla şirketlere dağıttı. İşte dünya çapında sunulan bu türden kurumsal destekler sayesinde çağa uygun olmadığı halde pandemiden sıyrılan şirketler de bugün halen aramızdalar ancak onlar artık birer zombi. Kendilerine aşağıda ele aldığımız nitelikleri hızla kazandıramazlarsa da pek yakında tamamen ortadan kalkacaklar.

 

Mayıs ayında raflardaki yerini alacak “Girişim Savaşçılığı Perspektifi: Yeni Düzende Girişimcilik” kitabımda detaylarına değindiğim aşağıdaki maddelerin hem girişimcilerin hem de şirketlerin yeni düzene ayak uydurabilmesinde yol gösterici olacağına inanıyorum.

 

 

Bugün başarılı bir girişimci en temelde dört niteliğe sahip olmalı;

1) Benzersiz değer önermesi

Ürününüze piyasada gerçekten ihtiyaç var mı? Ürününüzü piyasadan bugün itibariyle geri çektiğinizi varsayalım. Böyle bir durumda şayet mevcut müşterilerinizin en az yarısı “derinlemesine şekilde” hayal kırıklığı yaşamayacaksa ürününüze de pek ihtiyaç yok demektir. Böyle bir durumda yapmamız gereken ilk iş sunduğumuz değer teklifini güçlendirmek olmalı. İşler genellikle piyasaya uyarlandıkça (product-market fit) aynılaşırlar. Uyum beraberinde aynılaşmayı getirir. Bunun yerine girişimciler kendi hayat amaçlarını keşfetmeli, yaşam felsefelerini tanımlamalı ve kendi özgün anlayışlarından doğan benzersiz yaklaşımları ürünlerinin hamuruna yedirebilmeyi başarabilmelidirler. Gerçek değeri yaratan işte bu “yorum farkıdır.” Bu tıpkı şarkı söylemek gibidir. Fark yaratan şarkıcılar kendi yorumlarını şarkıya katabilenler arasından çıkar. Benzer şekilde girişimci de kendi hayat görüşüne ilişkin benzersiz dinamikleri fark etmeli ve bu anlayış ve yaklaşımları ürününe yedirerek ortaya özgün bir iş çıkartabilmelidir. Çevresi ile anlaşamayan, takıntılı bir estetik hastası olan Jobs’un kalıpların kırılmasına ve tasarıma odaklı bir iş kurması gibi bizler de anlayışlarımızı ürünümüze aşılayabildiğimiz ölçütte bir fark yaratabiliriz. Ürünümüz karmaşık zihin haritamızın bir yansıması olmalı. Böylece sunduğumuz değer hem benzersiz hem de sofistike bir hale gelir. Bunun başarılabilmesi için girişimcinin kendini ve sektörünü derinlemesine şekilde analiz etmesi gerekir. 

2) Mental dayanıklılık

Darwin’in deyimiyle adapte olabilen tür en güçlü türdür. İnsanın gücü de yöntemler geliştirerek değişen koşullara göre kendini adapte edebilmesidir. Bir Afrika’lıyı Norveç’e bırakırsak sıkı giyinir ve eksik kalan D Vitamini ihtiyacını da damlalıkla giderir. Norveç’liyi Afrika’ya bırakırsak da cilt kanseri olmamak üzere koruyucu kremler kullanabilir. Ama aynı şeyi mesela bir kutup ayısı yapamaz. Onu kutuplardan getirip Savana’nın ortasına bırakırsak adapte olamaz, ölür. Dolayısı ile adapte olabilmek üzere “yöntem geliştirmek” insanın alametifarikasıdır. Girişimci ise ortalama bir insana oranla çok daha sık aralıklarla değişen koşullara adapte olmaya mecbur kalır. Dolayısı ile başarılı bir girişimci aynı zamanda da benzersiz bir “yöntem geliştirme” makinasıdır. Karşısına çıkan her türden engeli aşabilecek yeni yöntemleri seri şekilde üretebilir. Ancak bunun için de kişinin kendi duygularını iyi kontrol edebilmeyi bilmesi gerekir çünkü sürekli değişen koşullar stresi artırır. Stres altında doğru kararlar alabilmek mental mukavemet ile mümkündür ve bu da ancak pratikle kazanılabilir. Girişimci bile isteğe kendisini az zamanda büyük işler yapmaya zorlamalı, egzersizlerle kendi limitlerini sürekli sınamalı, canı istemediğinde bile kendini harekete geçirebilmeli ve duygularını etkin biçimde kontrol edebilmelidir.

3) Teknik altyapı

Günümüz girişimcisinin bir şeyin her şeyini ve her şeyini bir şeyini bilmesi şarttır. Girişimcinin salt kendi dikeyinde uzmanlaşmak yetmez; bunun yanında pazar araştırmasından, konsept geliştirmeye, tanıtım filmi hazırlamadan, KVKK protokollerine, IFRS standardizasyonundan, marka stratejisine varıncaya dek envayi çeşitteki bilgiden de haberdar olması gerekir. Bilgi çağında her detay fark yaratıyor ve bir noktayı kaçıran yıllar kaybediyor. Girişimcilerin neyi bilmediğini bilmeme sendromu sebebiyle kaybettiği yılları fark yaratmalarının önündeki en büyük engel. Her konuda bir miktar bilgi sahibi olmayan girişimci işinin açıklarını da göremiyor ve zaman içinde işleri delege ettiğinde uzmanlarla doğru iletişimi yakalayamıyor.      

 

4) Sosyal fayda

İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze nüfusun yaklaşık üç katına çıkması sosyal problemlerin de artmasına yol açtı. Küresel ısınma, göç ve salgın hastalık gibi sorunların adedi arttı ve boyutları genişledi. Bizler de gelişen iletişim teknolojileri sayesinde bu problemlerden hızla haberdar olabilir hale geldik. Bugün artık yüzyılda bir tesadüf eseri ortaya çıkan büyük liderlerin ve kurtarıcıların çözümlerine bel bağlayamayacağımız kadar fazla problemimiz olduğunun farkına varıyoruz. Böylece bir “iş kuran” her girişimciden de bir miktar “kahramanlık” göstererek bu sorunlara samimiyetle mücadele etmesini bekliyoruz. Yaşamı merkeze alan, kar ile amacı harmanlayan, tanımadığı taraflar uğruna riske girebilecek yetkinlikteki kahramansı girişimcilerin sorumluluğu üstlenmesinin zamanı geldi. Dolayısı ile şirketinizi yeni düzene uyarlamaya veya yeni düzenin girişimcisi olmaya adaysanız özünde bir sosyal problemle mücadele uğruna kar etmeye de evet demeniz gerekiyor. Yeni dönem karı konfor alanını genişletebilmek ve ultra lüks yaşamlar sürebilmek adına harcayan değil dünyayı iyileştirebilmek adına değerlendiren girişimcilerin dönemi olacak.